Hızlı Erişim

Menü

2012 - 2013 Adli Yılı Açılış Konuşması

3.09.2012
1096

BASIN AÇIKLAMASI

(2012-2013 ADLİ YIL AÇILIŞ KONUŞMASI)

 Saygıdeğer Hazırun;

          Ülkemiz uzunca bir süredir, örtülü bir savaş içerisindedir. İşin acısı bu örtülü savaşta, tetikçi ve taşeron firma olarak kullanılan PKK adlı terör örgütünün, her türlü para, silah ve diğer donanımları, bizimle müttefik olduğunu, dost olduğunu, aynı savunma anlaşması içinde olduğunu ve kendileriyle birlikte bir devlet olmayı hedeflediklerini söyleyen ve iddia eden müttefikler ve sözde dostlarımız yapmaktadırlar. Bu ülkeler, bu teröristlere silah ve para yardımı yapmamış olsalar, teröristler bir ay bile dağda kalıp barınamazlar.         

Türkiye batılı ülkeler tarafından teşvik edilen, donatılan ve barındırılan teröristlerle aslında iki yüz yıldır savaşıyor. Önceki teröristler Bulgar, Ermeni, Sırp, Rum, Makedon ve Karadağlı çetecilerdi. Onlarla hesaplaşmamızı acı bir şekilde bitirdik. Şimdi ise PKK bu işe devam ediyor. Bunlarla da hesaplaşmayı bitirsek, önümüze başka bir terörist grup çıkaracaklar. Türkiye Cumhuriyetinin konumundaki bir devlet bölgesel güç olmayı aşıp küresel güç olmaya doğru yürümezse bu işi kökten çözemez. Zaten bu topraklarda zayıf devletlerin yaşama şansı hiç yoktur. Tarih yok olan bu devletlerin mezarlığıdır.  

         Teröristlere, silah ve para yardımı yapan batılı ülkelerin amacı, Türkiye’ yi küçültmek ve kontrol edilebilir bir ülke haline getirmektir. Uzak hedefleri de Türkiye’ den sekiz tane devlet çıkarmaktır. Bu küçük devletlerin ekonomik yönden kontrolü kolay olacağı gibi, askeri yönden de bir tehlike teşkil etmez.        

Bu ülkeler bu işi yaparken, amaçları doğunun enerji yataklarını, kendi kontrolleri altında tutmaktır. Aynı zamanda Türk-İslam dünyasının kalkınmasını önlemek, kendi pazarları olmaktan çıkışına mani olmaktır. Petrol ve doğal gaz olmazsa, batılı ülkelerin ekonomileri durur. Bu enerji yataklarını elinden kaçırmamak için bu ülkeler, nükleer savaşı bile göze alabilecek durumdadırlar.  

         Aslında doğunun zenginliklerini talan etmek, Müslümanları köle ülkeler haline getirmek, Türkleri köle haline getiremiyorsa, öldürüp yok edemiyorsa, Asya’ nın bozkırlarına sürmek asli amaçlarıdır. Bu amaçlarla ve güdüyle 1096 tarihindeki I. Haçlı seferinden beri savaşmaktadırlar. Bundan yedi – sekiz sene önce, Irak savaşı sırasında batılı bir ülkenin devlet başkanı, aleni olarak televizyonlarda haçlı seferlerinin başladığını ilan etmiştir. Savaşta kullanılan tankların namlularına da haç bulunan kolyeler asmışlardır. 

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, ekonomik ve askeri yönden güçlendikçe, batılı dostlarımızın örtülü saldırıları daha da şiddetlenerek devam edecektir. 

Bugün terörün ulaştığı boyut, batılı müttefiklerimizin sureti haktan görünerek, bize tavsiye ettikleri idari ve hukuki değişiklikleri yaparak, verdiğimiz bu tavizlerden kaynaklanmaktadır. Ortada devlet olmazsa, bahsedilecek insan hakları da olmaz. 

         Bizi, hedef ülke gören ve hasmane tavır takınan bu ülkelere karşı öncelikle teyakkuzda olunmalı, bu ülkelerden gelen her teklifin art niyetli olabileceği göz önünde tutularak, süzgeçten geçirilmelidir. Bu ülkelerin saldırıları artarak devam edecektir. Zira Türkler geçmişin küresel gücü olduğu gibi, geleceğinde küresel güç adayıdır. Küresel güç olmanın 3 önemli faktörü vardır. Yüksek teknoloji, büyük nüfus ve zengin yeraltı kaynaklarına sahip geniş topraklardır. Türkiye bu özellikleri taşıyan ülkelerdendir. 

           Hasım ülkelerin açık ve örtülü saldırılarına karşı direnmenin en önemli yolu, kendi insanımızın demokratik haklarını ihlal etmeden, devleti güçlendirmekten geçer.

Milletvekili dokunulmazlığı, kürsü dokunulmazlığıyla sınırlandırılmalıdır. Demokrasi ve insan hakları diye terörizme destek verilmemelidir.

         Eğitim dili ve ülkenin üniter yapısı kesinlikle tartışma dışı kalmalıdır. Bugün Almanya nın milyonlarca Türk asıllı vatandaşı olmasına rağmen, bu ülke de bırakınız Türkçe eğitim dilini, bu çocukların okul bahçesinde Almanca dan başka bir dille konuşması dahi yasaktır. Fransa nın nüfusunun % 20’ si başka etnik guruplara mensup olmasına rağmen Fransa da Fransızca dan başka eğitim dili olmaz. Üniter yapısı tartışılmaz.

ABD de bir kişi Texas eyaletini ABD den ayrılmasını silahlı eyleme kalkışmaksızın savunduğu halde yıllardır akıl hastanesinde, akıl sağlığı yerinde değildir diye tutulmaktadır. ABD de İngilizce den başka bir eğitim dili düşünülemez, tartışılamaz.

Ülkemizde, huzur ortamını sağlayabilmek için, devlet kurumlarının güçlü ve çağın gereklerine göre donanımlı olması gerekir. Devleti yönetecek kişilerin gerek mahalli idare, gerek genel idari hizmetler anlamında gerçek demokrasiyle seçilip, çoktan seçmeli olarak bu görevlere gelmeleri gerekir.

             Ülkemiz, 1980 ihtilalıyla nüfus planlaması ve devleti yönetenlerin seçilme biçimi bakımından, batılı ülkelerin ve bizi hedef gören ülkelerin tuzağına düşmüştür. Bu tuzaktan derhal çıkmak gerekir.

         Hasımlarımızla baş edebilmemiz için, ülkemizde lekesiz, gölgesiz ve şaibesiz bir adalet sistemi gerçekleştirmemiz şarttır. Bunu gerçekleştirirken, ceza muhakemeleri, hukuk muhakemeleri kanununda ve ceza kanunun da yapılan değişiklikleri yeniden gözden geçirerek, yargıya gölge düşüren ve yargılamayı geciktiren hatalar hemen düzeltilmelidir.  

Hakim ve Savcı olabilmek için, asgari 30 yaş sınırı getirilmelidir. Avukatlık mesleğine geçiş kesinlikle sınavla olmalıdır.

Çağı yakalayacak yargı mensubu yetiştirebilmemiz için, hukuk fakültelerinde okuyan öğrencilerin, yıl boyu yarı günlerinde adliyede görevlendirilerek, pişkin, dirençli, bilgili kişiler olarak yetişmelerini sağlamalıyız.        

Bu duygularla yeni adli yılınızı kutlar saygılar sunarım.